Psikolojik Hastalıkların Tedavisinde İlaç mı Psikoterapi mi Daha Etkilidir?
Depresyonun tüm hastalıklar içerisinde dünyada en fazla iş gücü, yani üretkenlik kaybına neden olan ilk sıra hastalıklardan birisi olduğu bilinmektedir. Özellikle madde bağımlılıkları, panik bozukluğu, diğer anksiyete bozuklukları ve diğer tüm psikiyatrik hastalıkları da hesaba katacak olursak psikolojik hastalıklar ve tedavisinin ne kadar önemli olduğu gerçeği anlaşılabilir. Yani şu an işi gücü bırakıp daha iyi bir ruh sağlığını nasıl sağlayabiliriz diye düşünsek yeridir. Bu yazıda psikiyatrik hastalıkların tedavisi ve özellikle de ilaç kullanımı ile ilgili merak edilen sorulara kısaca cevap vermeye çalışacağım.
Öncelikle başlıktaki soruya cevap verecek olursak; orta şiddetli psikolojik hastalıklarda psikoterapi ile ilaç tedavisi birlikte kullanılırsa daha etkilidir. Hafif şiddetli tablolarda sadece psikoterapiler yeterli olabilirken ağır psikiyatrik tablolarda ilaç tedavisi ve diğer biyolojik tedavi yöntemleri psikoterapilere göre daha öne çıkmaktadır.
Girişte de belirtildiği gibi psikiyatrik hastalıklar (depresyon, panik bozukluğu, bipolar bozukluk vs.) toplumda bilinenin aksine çoğu fiziksel hastalıklara göre daha fazla işlevsellik kaybına neden olmaktadır. Bir insanın kolu bacağı olmasa dahi psikolojik sağlığı yerindeyse masa başı işleri kolaylıkla yapabilir. Ancak psikolojisi iyi değilse bırakın masa başı işleri, aile içerisindeki sorumluluklarını, sosyal ilişkilerini ve hatta kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamayabilir. Üstelik bu hastalar en yakınları tarafından bile: “Senin bir şeyin yok”, “Takma kafana, her şey beyninde biter”, “Şükürsüzsün, her şeyin var neden hâlâ mutsuzsun” vb. söylemlerle adeta numara yapıyormuş gibi davranılarak durumu ciddiye alınmaz. Toplum tarafından da benzer yaklaşımlar sergilenebilir ve sonuç olarak hasta damgalanır. Bu durum hastada anlaşılmadığı duygusu oluşturarak mevcut tabloyu daha da ağırlaştırabilir.
Bu nedenle psikolojik rahatsızlığı olan kişinin bir an önce tedavisinin yapılması çok önemlidir. Tedavide en çok kullanılan iki yöntem vardır: Psikoterapiler ve ilaç tedavisi. Acaba hangisi daha etkilidir? Aslında bu sorunun cevabı kişiye göre değişir. Bunun belirlenmesinde hastanın tanısı, hastalığın şiddeti, kişinin ilaç kullanmaya karşı tutumu, ekonomik durumu vb. gibi birçok değişken vardır. Bununla birlikte hastanın terapiden fayda görmesi için bir miktar kaygısının olması gerekir. İlaçlarla semptomların üzeri kapatılıyor gibi olduğunda hasta değişime ihtiyaç duymayabilir, gelişim sağlamak zorlaşabilir ve ilacı bıraktığında da hastalığın tekrarlama riski artabilir. O nedenle bir hastaya ilaç başlamadan önce bir kez daha düşünmemiz gerekir, gerçekten gerekli mi diye. Bunun için de hastaya yeterli sürenin ayırılması çok önemlidir. Üstelik hasta bir ilaçtan fayda görmüşse en az altı ay kullanmak gerektiği de hesaba katılırsa durumun önemi anlaşılabilir. Öte yandan orta ve ağır şiddetli tablolarda hastanın psikoterapilerden fayda görebilmesi için bir an önce hastada belirli bir psikolojik iyilik hâlinin oluşması gerekebilir. Bu nedenle hastanın terapiye hazır seviyeye gelmesi için de ilaç kullanması gerekir. Ayrıca ilaçlarla tedavi psikoterapilere göre daha hızlı bir iyileşme sağlayabilir. Bununla birlikte ilaç ve psikoterapinin birlikte uygulanmasının en iyi seçenek olduğu belirtilmektedir. Örneğin depresyon hastaları ile ilgili uzmanlar yakın tarihli bir çalışma yaptılar (1): Bu çalışmada toplam 101 araştırma verileri incelenmiş ve 11910 depresyon hastasına uygulanan tedavi yöntemleri karşılaştırılmış. Bu çalışmanın sonucunda görülmüş ki: Orta şiddetli depresyonlarda antidepresan ve psikoterapilerin birlikte kullanımı, ayrı ayrı kullanımlarına göre daha etkili bulunmuştur. Her iki tedavi yönteminin birlikte kullanılmasının birçok avantajı da vardır. Bunlardan en önemlileri, hastanın tedaviye uyumunun artması, hızlıca toparlanması, hastaneye yatış riski ve hastalığın tekrarlama riskinin azalmasıdır.
Bazen hastaya psikolojik durumu nedeniyle ilaç başlamak gerekmesine karşın başka nedenlerden dolayı ilaç veremezsiniz. İlaç kullanımına karşı ciddi önyargılar veya ilaç kullanmak istememe durumu olabilir. Tabii bunun birçok nedeni olabilir. En önemlisi bence damgalanma korkusu. “İlaçlık duruma gelmek istemem”, “Bana deli diyecekler” diyenler olabilir. Örneğin psikiyatrik tedavi gören aile üyesinin, haklı olduğu bir konuda dahi biraz sesi yükselse, hemen diğer aile üyelerinden birisi: “Sen ilacını aldın mı?” diyebiliyor. Psikiyatrik tanı aldığı ve ilaç kullandığı için işten atılma, bir işe girememe, evlenememe ya da velayet, miras davalarında dezavantajlı duruma düşme kaygısı yaşayanlar azımsanmayacak kadar fazladır. Yine ilaçların bağımlılık yaptığı (doktor kontrolünde alınan hiçbir ilaç bağımlılık yapmaz) ve başlarsa bırakamayacağı kaygısı olanlar, ilacı kullanırsa kontrolün kendisinden gideceğini düşünen mükemmeliyetçi kişiler ya da paranoid hastalar olabilir. Ya da kişi, gen mühendisliği ile içindeki etken madde (THC) ile oynanarak yetiştirilen esrarı (kannabis) kullanmakta sakınca görmeyip “Ben kesinlikle kimyasal kullanmak istemiyorum” diyerek tedavi için verilen ilacı reddedebilir. Bir de son yıllarda sıkça söylenen antidepresanların intihara neden olduğu iddiaları kafaları karıştırıyor. Evet bununla ilgili bir çalışma var. Ancak burada asıl vurgulanması gereken şey doktor kontrolünde olmadan ilaç almanın son derece zararlı olduğudur. Ayrıca depresyonun kendisi zaten misliyle intihar düşüncelerine yol açar. Hastalığın kişiye verdiği zararları ve riskleri hesaba katmadan sadece tedavi için verilen ilacın yan etkilerini tartışmak çok uygun değildir. Üstelik hastanın sağlığı açısından da son derece risklidir. Bu konudaki sorumsuzca yapılan yorumları duyan ve tedavisini bırakıp kendine zarar veren o kadar çok hasta oluyor ki, çok dikkatli olmalıyız. Ayrıca sersemlik hissi ki ilk haftalarda olur daha çok, kilo aldırması, donukluk hissi, cinsel isteksizlik vb. yan etkiler nedeniyle de ilaç kullanmak istemeyen hastalar olabiliyor.
Ya da hastanın karaciğeri, böbreği çok iyi çalışmıyordur ve bu nedenle her ilacı veremezsiniz. İlaveten hasta hamile olabilir veya hamileliğin ilk üç ayındadır ve bu dönemde ilke olarak hiçbir ilaç çok gerekmedikçe önerilmez. Bu noktada tedavide ilaç kullanımı kararını vermek için kar zarar analizi yapmak önemlidir. Yani eğer ilacın olası yan etkileri hastalığın kişiye verdiği zararlardan daha fazla değilse bu durum kabul edilebilir. Üstelik zamanla bazı yan etkiler azalır ve geçer. Ayrıca tedavi aksatılmadan bu durum psikiyatrist ile paylaşılırsa yan etki profili daha iyi olan başka bir ilaca da geçilebilir ya da psikoterapi, manyetik uyarı tedavisi vs. gibi diğer tedavi yöntemleri de değerlendirilebilir.
Bir Kişi Ne Zaman İlaç Kullanmalı, Yani Ne Zaman Psikiyatriye Yönlendirilmelidir?
İntihar söylemleri, ciddi öfke nöbetleri, madde- kumar-oyun vs. bağımlılıkları, altında fiziksel bir nedeni bulunamayan bilinç kaybı, kilo ve uyku kaybı, altına kaçırma, unutkanlık, hareket, algı bozuklukları vs. ciddi durumlar varsa mutlaka bir psikiyatriste yönlendirmeliyiz. Durum bu kadar ciddi olmasa bile kişinin psikolojik yakınmalarında bir iyileşme olmuyorsa, henüz tanı almamışsa, daha fazla oyalanmadan yine bir psikiyatri uzmanına yönlendirmekte fayda vardır. Tanı olmadan tedavi planı yapılamaz. O nedenle öncelikle mevcut tablonun doğru tanımlanması önemlidir.
Sonuç olarak, dünyada iş gücü kaybına en fazla neden olan hastalıklardan birisi olan psikolojik hastalıkların tedavisi çok önemlidir. Bu hastalıkların tedavisinde en çok kullanılan yöntemler olan ilaç tedavisi ve psikoterapiler birbirine rakip değil, aksine destektirler ve birçok olguda birlikte uygulandıklarında daha etkilidirler. Tanı koymak, tanıya göre tedavi planını yapmak, sadece psikoterapi yeterli olur mu, ona göre ilaç kullanmaya veya hangi ilacı ne kadar kullanılacağına karar vermek önemlidir. Psikiyatrik hastalıkların kişiye verdiği zararları hesaba katmadan tedavide kullanılan ilaçların yan etkilerine takılmak, en çok da hastaya zarar verir. Psikolojik rahatsızlıkların daha fazla kabul gördüğü ve hastaların dışlanmadığı, daha çok anlaşılabildiği ve en kısa sürede daha etkili ve bilinçli bir tedavi görme imkânlarının olduğu bir dünya dileklerimle iyi haftalar diliyorum…
Kaynak
1- “A network meta-analysis of the effects of psychotherapies, pharmacotherapies and their combination in the treatment of adult depression”, Pim Cuijpers, Hisashi Noma, Eirini Karyotaki, Christiaan H. Vinkers, Andrea Cipriani, Toshi A. Furukawa, World Psychiatry. 2020 Feb; 19(1): 92–107. Published online 2020 Jan 10. doi: 10.1002/wps.20701